Ana Sayfa EzaN DiNLe  iLahiLer DinLe   Kuran DinLe  NaMaz SureLeri KLip İzLe Arama

iLahiLer

   Ana Sayfa
   isLami Sohbet
  iLahi SözLeRi
  iLahi SanatçıLaRımız
  2016 iLahi aLbümLeri
  2016 Mp3 iLahiLeR
  2017 İlahiler
  AbduRRahman ÖnüL
  ALi ERcaN iLahiLeri
  ALLah(c.c)
  BiLmeceLer
  CeLaLeDDin ADa iLahileri
  CemaL KuRu KLipLeri
  Cep İlahi Dinle
  ÇoCuk iLahileri
  Dini FiLmLer
  Dini BiLgiLer
  Dini FoN MüZikLeri
  Dini HikaYeLer
  Dini MeSajLar
  Dini ReSimLer
  Dini SohBetLer
  DuaLaR
  DurSun ALi ERzinCanLı
  En Çok DinLeNenLeR
  EzaN DinLe
  EzGi DinLe
  EşReF ZiYa TeRzi
  FaTih ÖzTüRk iLahiLeri
  Garip Bekir ilahileri
  GRuP 571 iLahiLeri
  GRuP BahaR iLahiLeri
  GRuP DeRGah iLahiLeri
  GRuP TiLLo iLahiLeri
  GüçLü SoYDemiR iLahileri
  GüzeL SözLeR
  HaDiS BahÇeSi
  HaSan DuRSun iLahiLeri
  iLahi iLe iLGili HabeRLer
  iLahi KLipLeRi izLe
  iLahi SohBet OdaLaRi
  iLahiCiLer
  iSLam Da KaDın
  iSLami RüYa TabiRLeri
  iSLami ŞiiRLer
  KuRan-i KeRim DinLe
  KüÇük AhMet iLahiLeri
  KüÇük EmRe
  Mehmet Emin ay iLahieri
  Mehmet KaRakus iLahileri
  MetiN KaRa iLahiLeri
  MevLana ve Şems Sözleri
  MiniK DuaLaR GruBu
  MuRat BeLet
  Mustafa Cihat ilahileri
  Mustafa DemirCi ilahileri
  MuSTafa ToPaL iLahiLeri
  MuzaFFer Gürler iLahileri
  MuzaFFer Yalçin iLahileri
  MuzikSiz iLahileR DinLe
  RaMazaN iLahiLeRi
  RaMazaN Ve OruÇ
  SaMi YuSuf KLipLeri
  SeçMe Mp3 iLahiLeR
  SeDat UçaN iLahiLeri
  SeNai DemiRCi KliPLeri
  TeCviD DersLeRi
  tubidy ilahi indir
  UFuK AkıN iLahiLeri
  UmuDa YoLcuLuk
  YaSin KoneVi
  YuSuf CaN iLahiLeRi
  YuSuf GuRBet iLahiLeri
  YuSuf iSLam iLahiLeRi
 32 ve 54 FaRzLaR
 AnKa iLahi GRubu
 AyeTLer
 ÇanakkaLe Destanı
 NamaZ DuaLaRı
 SiyeR
 SuReLeR
 TaRiFLeR
 TebRik MeSajLarı
  İletişim
  Sitemap
sitemap

        

 Hasan-ı Basri

Hasan-ı Basri dini hikayeler - en guzel yeni 2017 ilahiler - bedava Tubidy ilahi indir - ucretsiz ilahiler indir - ilahi indir - kisa sozlu guzel ilahiler - ilahiler dinle indir - 2016 ilahisi ve sozleri  

 

Okunma

8008
ilahi dinle   Basra'nın güllerinden biri... Hasan-ı Basri Ahitname Bir gün Basra'da... Basra'lı Şem'ûn kendi halinde bir mecusidir. Müslümanlarla içli dışlıdır ve bir sürü güzel haslet edinir. Kimseyle uğraşmaz, yalan söylemez, sözünde durur ve cömerttir. Sonra o gülyüzlü komşusunu (Hasan-ı Basri Hazretlerini) çok beğenir, uzaktan bile görse ayağa kalkar, hürmetle yol verir. Hasan-ı Basri, Şem'ûn'un Müslüman olmasını çok ister. Hatta bazı geceler sabahlara kadar yalvarır onun ve onun gibiler için hidayet diler. Rahman ve Rahim olan Rabbimiz bu duaları kâbul eder ve mübareğin tebliğ için beklediği fırsatı önüne çıkarır. Nasıl mı? Anlatalım. Şem'ûn amansız bir hastalığa yakalanır. Birkaç gün içinde mum gibi erir ki artık öleceğinin farkındadır. Hasan-ı Basri biraz süt, biraz hurma alır, komşusunun kapısını tıklatır. Şem'ûn onu görünce çok duygulanır. Ağlamakla gülmek arasında gidip gelen bir sesle 'Ey asil komşum' der 'niye zahmet ettin ki?' -Ne zahmeti, vazifemiz değil mi? -Biliyor musun ben gidiciyim. -Hepimiz gidiciyiz. -Korkarım ahirette de görüşemeyeceğiz. Zira inandıklarım doğruysa aynı yerde olmayacağız. Mübarek acı acı gülümser. -Peki' der, ya benim inandıklarım doğruysa? -Yine aynı yerde olmayacağız, zira beni taptığımla yakacaklar. -Bak Şem'ûn ateş yaratıcı değil mahlûktur. Alemlerin Rabbi (Celle Celalüh) dilemezse kimseye bir şey yapamaz. -Müslümanlar buna benzer şeyleri çok söylerler ama ateşin yakmadığı nerede görülmüş? -Ateşin yakmadığını görsen bana inanır mısın? -İnanırım. Biliyor musunuz veliler hallerini bir sır gibi saklar, tanınmaktan, bilinmekten sıkılırlar. Ancak böylesi hayati kavşaklarda keramet göstermek zorunda kalırlar. Nitekim Hasan-ı Basri Hazretleri de mangaldaki ateşi avuçlar, kızgın korla kollarını sıvazlar. Şem'ûn hayretler içindedir. Büyük veli, bunlar sıradan şeylermiş gibi gülümser, 'İstersen yanan fırına girelim' der, 'var mısın?' -Yoo, hayır. Bu kadarı yeter. -Görüyorsun işte. Senin, benim, dağların, göklerin, denizlerin yaratıcısı onu zararsız kıldı. -Sanırım, Allah'ın büyüklüğünü kabullenmek zorundayım . -Al, istersen dokunabilirsin. Eğer ateş bir şeye kaadirse yaksın da görelim. -Diyecek bir şey bulamıyorum. -Ama benim diyecek çok şeyim var. Yapma Şem'ûn, kendine kıyma. Gel iman et ve kurtul. Altından nehirler akan köşkler, nefis şerbetler, bahçeler, huriler seni bekliyor. Bir kere kelimeyi şahadet söyle, ebedi saadete kavuş. -Bu kadar kolay mı yani? -Evet bu kadar kolay. -Ama benim ömrüm günah içinde geçti. -Benim ki de öyle ama Allah-ü teâlâ affedicidir. -Ne desem bilmem ki, bunca yıldır mecusi olarak yaşadıktan sonra... -Sakın 'millet ne der?' diye düşünme, sadece kalbinin sesini dinle. -Kalbim seninle beraber, yalnız endişelerim var. -Nasıl yani? -Sahi, Rabbim beni kâbul eder mi? -Eder. -Bana kulum der mi? -Der. -Emin misin? -Adım gibi. -Peki kefil olur musun? -Olurum. -Ahitname de yazar mısın? -Yazarım. -Mührünü de basar mısın? -Basarım. -İyi öyleyse, sen şimdi bana yapmam gerekenleri söyle. Şem'ûn oğullarını, yakınlarını çağırır. Kalabalığın huzurunda iman eder. Olacak bu ya hemen o gün ecel şerbetini içer. Onu söz konusu kâğıtla birlikte toprağa verirler. Hasan-ı Basri Hazretleri hem şaşkın, hem sevinçlidir. Omuzlarından irice bir yük gitmiştir. Definden sonra evine gelir. Bir başına kalınca hadisenin muhasebesini yapar ve birden dehşete düşer. Büyük bir pişmanlıkla 'yaptığını beğendin mi' der, 'sen kim oluyorsun da ahidname veriyorsun. Kendini kurtaracağın şüpheli, kalkıp başkalarına kefil oluyorsun. Eyvah ki ne eyvah! Aman Allah'ım ben ne yaptım!' O gece binlerce, onbinlerce kez tövbe eder, 'Yarabbi, ben acizin, zavallının biriyim' der, 'n'olur bu cüretimi affeyle!' Hasan-ı Basri o kadar ağlar ve o kadar yalvarır ki bitap düşer. Birara içi geçer, rüyasında Şem'ûn belirir, çok neşelidir. Öylesine nurludur ki dolunayı imrendirir. Başında cennet cevahirleriyle süslenmiş bir taç vardır. Hasan-ı Basri Hazretlerine döner 'Meğer Allah-ü teâlâ ne büyükmüş' der, 'merhametinin zerresi benim gibi nice asiye yetti.' -Peki ya ahitname? -Ona bakmadı bile, istersen geri verebilirim. -Yalvarırım ver, n'olur ver. -Al! Hasan Basri Hazretleri heyecanla uyanır. Ne görse beğenirsiniz. Kâğıt elindedir. ............. Firûz, Meysan muharebesinde İslâm ordularına direnme hatasına düşen bir Basralıdır ve esir alınır. Diğerleriyle birlikte Medine'ye getirilir ve köle olarak Zeyd bin Sabit'e verilir. Ancak ne zincir ne kırbaç bilir, ne de incitilir. Evin bir ferdi gibi yaşar, işine bakar. Hatta Peygamber Efendimizin hanımlarından Ümmü Seleme'nin (Radıyallahu anha) cariyesi Hayre ile evlenmeye kalkar. Kimse ona 'Hadi ordan sen kölenin birisin' demez. Ev kurmasına yardım ederler. Ümmü Seleme Hayre ile evladı gibi ilgilenir, ceyizini yapar, evini döşer. Hatta 'bizim evin işinden ne olsun' der, 'siz kendinize bakın.' Hayre buna rağmen kutlu kapıdan ayrılmaz. Evin kızı gibi gelir gider, sıkıldıkça içini döker. Çok geçmeden nurtopu gibi bir oğulları olur. İki köle (belki de sevinçlerini paylaşmak için) üç kıtaya yayılan devletin halifesine (Hazret-i Ömer'e) çıkarlar. Mübarek onları kapıda karşılar. Yer gösterir, süt, hurma ikram eder. Şirin bebeği kucağına alır ve sever. İri gözlerine ve minik burnuna bakıp 'Yarabbim ne güzel şeyler yaratıyorsun' der. Firûz bir isim istediğinde düşünmeden 'Hasan olsun' buyurur, 'hasana (güzele) Hasan yakışır!' Sütüm olsa da... O yıllarda hayat herkes için zordur. Ama sıfırdan başlayanlar için (Firûz ve Hayre için) daha zordur. Üç beş dirhem yevmiye için karı koca bahçelere koşar, akşamlara kadar hurma toplarlar. Hasad zamanları oğullarını Ümmü Seleme'ye (radıyallahü anh) bırakırlar. Ümmü Seleme Validemiz, Hasan'ı bağrına basar. Her istediğini verir, her dediğini yapar. Bu sevimli yavrunun ağlamasına dayanamaz. Hatta 'N'olurdu' der, 'onu bir emzirebilseydim' Öyle hulusi kalp ile dua ederki yaşlı olmasına rağmen göğüsleri süt dolar. Güzel çocuğu doyurur, ayağında sallayıp uyutur. Kalbinin yumuşadığı anlarda elini açar ve 'Ya Rabbi' der, 'Sen bu çocuğu âleme imam kıl. Ona uyanlar selâmet bulsun, azabdan kurtulsun.' O yıl da ramazan bereketi ile gelir. Zeyd bin Sabit, Firûz'u, Ümmü Seleme'de Hayre'yi azad eder. Bu şefkat iklimi garip kölelerin kalbini yumuşatır ve kendi istekleriyle Müslüman olurlar. Ümmü Seleme'nin terbiyesinden geçen Hasan farklı bir çocuk olur. Edipleri imrendirecek fasihlikte bir arapça konuşur ve akranlarının çelik çomak oynadıkları günlerde Kur'an-ı kerimi ezberler. En hoşlandığı şey cuma günleri Mescid-i Nebi'ye gidip Hazret-i Osman'ı dinlemektir. Zira bu gülyüzlü Halifeyi çok sever, hep onunla birlikte olmak ister. Nitekim şehit edildiğinde de yanıbaşındadır. Hasan yüzlerce sahabe ile görüşür ve onlardan ilim devşirir ki onbeş, onaltı yaşına geldiğinde benzeri az bulunan bir âlimdir. Acaib bir merasim Aradan yıllar uzun yıllar geçer. Hasan-ı Basri babasının memleketine yerleşir. Burada Abdullah bin Abbas, Enes bin Malik, Abdurrahman bin Semûre (Radıyallahu anhüm) gibi sahabilerin eteğine yapışır ve onlardan hisse kapar. Bir ara Sicistan seferine katılır, bir ara Horasan'a uzanır. Ondan sonra Basra'ya dönüp inci ticaretine başlar. Küçük kârlara razı olmasına rağmen büyük paralar kazanır ve hatırı sayılır bir servet sahibi olur. Ticaret bahanesiyle çok yer gezer. Bir seferinde yolu Kayseri'ye düşer. Burada acayip bir merasime şahit olur. Meydana altın direkli bir çadır kurar, kıymetli halılar, atlas yastıklar ve gümüş şamdanlar arasına bir tabut oturturlar. Askerler, çiftçiler, tüccarlar, hekimler, müneccimler çadırın etrafında dolanır, saçlarını başlarını yolarlar. Birara vezir, Hasan-ı Basri'nin kulağına eğilir ve olup biteni izah eder. 'Kayser'imizin genç bir oğlu vardı' der, 'hem boylu poslu, hem de çok yakışıklıydı. Bir sürü lisan bilirdi ve bir çok fenlerde mahirdi. Hepimizden iyi ata binerdi. Attığını vurur, vurduğunu devirirdi. Ancak bir gün hastalanıverdi. Nice bilge hekimlerin yaptığı ilaçlar fayda vermedi. Görüyorsun işte, ölüme çare mi var?' Bu hadise Hasan-ı Basri'ye çok tesir eder. Ani bir kararla Basra'ya döner ve elindekini avucundakini fukaraya dağıtır. Zahiri ilimlerde zaten hatırı sayılır bir alimdir. Ancak dahasını yapmalı, yaratıkları bırakıp yaratana koşmalı, bir gönül ehlinin önünde diz çöküp sırlara kapı aralamalıdır. İlk icazetname Hasan-ı Basri, Muhsin Ali Hazretleri'nin terbiyesinden geçer ve kısa sürede yetişir. Hocası ondan halka vaaz vermesini ister. İşte, bir gün kürsüdeyken kapıdan bir yabancı girer. Hasan-ı Basri mescidin nurlandığını hisseder. Bu ne heybettir Ya Rabbi, bu ne güzelliktir... Yoksa bu zat... Evet, yanılmadığını anlar. Meçhul misafir Hazret-i Ali'nin (Kerremallahü vecheh) ta kendisidir. Hasan-i Basri , Hazret-i Ömer ve Hazret-i Osman'dan sonra 'ilim şehrinin kapısı' ile şereflenir. Hazreti Ali Efendimiz, bu genç vaizi çok sever. Kimseye yapmadığını yapar, ona tasavvuf ile ilgili sırları fısıldar. Dahası nurlu elleri ile bir 'icazet' yazar ve talipleri yetiştirmekle vazifelendirir. İşte tasavvufta hilafetnâme (izin belgesi) verme usülü Hazret-i Ali'den kalma bir gelenektir. O günden sonra Hasan-ı Basri'nin hizmeti büyük olur. İnsanlar fevç fevç sohbetine gelirler. Talebeleri ülkeler beldeler ötesini nurlandırırlar ki bunların arasında Malik bin dinar, Utbe-i Gulâm, Ebû Haşim-i Mekki, Habib-i Acemi gibi pırlantalar vardır. Bu yol ölümünden sonra da devam eder İbrahim Edhem ve Mûiniddin-i Çeşti gibi zirveler halkaya eklenirler. Hasan-ı Basri hazretleri hurma dalından dokunmuş bir yataktan başka bir şey bırakmaz. Ölüm halleri belirdiğinde 'ömrümün hesabından çok korkuyorum' diye ağlar. Birara dalar, soluğu duyulmaz olur. Talebeleri hafifçe sarsarlar. Mübarek gözlerini aralar 'beni cennet bahçelerinden, nefis pınarlardan, güzel konaklardan uyandırdınız' buyururlar. Son olarak 'Bir kimse ölüm anında sıdk ile kelimeyi şehadet getirirse cennete gider' hadisi şerifini nakleder ve tane tane şehadet söylerler. Basra, Basra olalı böyle bir cenaze merasimi görmez. Talebeleri onu Salihiyye denilen yere defnederler. İçinde tutsana! Adamın biri Hasan-ı Basri hazretlerine gelir. 'Biliyor musunuz der, filanca sizin hakkınızda olmayacak şeyler söylüyor? -Nerden biliyorsun? -Kulaklarımla duydum. -Nerede? -Fitnecinin evinde -Orada ne arıyordun? -Ziyafete gitmiştim. -Peki neler ikram etti? -Çorba, börek, pilav, tatlı, dolmalar, köfteler, meyveler, şerbetler... Bir sürü şeyler işte. Bütün bunları içinde tutuyorsun da o üç beş kelimeyi niye tutamıyorsun?

 

  Yorumlar

 
Ramazan Fıkraları - Pabuçları yürüteyim derken...


Altıyüz Dirhemlik İp


Sesli Kuranı Kerim - Enam


2014 ~ BeytuLLah KuZu ~ Göster Bize NuR YüzüNü


Açılsında Yollar Sana Geleyim


Abdurrahman Önül - Turna izle


Müziksiz ilahiler - Ben Dervişem Diyene


Bedirhan Gökçe - Sevda Sokağı


MuzaffeR YaLçın__Senin HaSRetinDen.....


Dursun Ali Erzincanlı - Aşkına


Mustafa Cihat Klipleri - Sabah Olmaz


Ayhan ÖZEL - Ölümü Yaşamak


abdurrahman Önül - Zemzem ilahi sözleri


Yusuf Gurbet - Ey Allahım


Kuran-ı Kerim 85 Sayfa Dinle


2014 / FeRidun EroĞLu - Ya aL Beni


Terzi Kusto


Mustafa Ceceli - Severim Ben Seni


GüzeL Bir Söz


Celaleddin ada - Bülbül


GüLLer Açmış RavZasında iLahisi DinLe


DurSun ALi ErzincanLı - Hz. ALi'nin DuaSı


RebiüLevveL İLahisi DinLe


RebiüLevveL Ayının İbadetLeri Ve TesbihLeri


RebiüLevveL Ayı Nedir ?


RebiüLevveL Ayımız Mübarek OLSun


tubidy ilahiler indir


AraFat DaĞıda Bir Yüce DaĞdır iLahisi DinLe


MuStaFa CeCeLi - SevdiM SeNi MabuduMa


MuStaFa CeCeLi - BeN Yürürüm YaNe YaNe


Bu Gece aĞLar GözLerim iLahiSi


(YepYeNi) GönLüme SoR - MuRat BeLet


SeNai DemirCi - GençLiĞim


aSKer DuaSı - MinareLer SünGü KubbeLer MiGFer


Grup TiLLo - OrtaĞiz Bir NamuSa


Götürün Sevdama


Sevdim Seni


Gönül


Müsaden Var Mı Ya Rasulallah


Ağlaya Ağlaya


Bedava En güzel ilahileri bulabileceğiniz ilahi indirme Sitemizdeki ilahiler online ilahi dinleme amacıyla orjinalinden değiştirilmiş demo haline getirilmiştir. Amacımız bu ücretsiz bedava ilahileri sizlere tanıtmak ve sevdirmektir. Sitemiz sadece ücretsiz bedava ilahi dinleme amaciyla kurulmuştur. Sitemizde mp3 ilahi indirme download veya yükleme linkleri bulunmamaktadir.

Copyright © 2009 © 2023 Tüm Hakları Saklıdır iLahi.Be

Desing By eFe