Ana Sayfa EzaN DiNLe  iLahiLer DinLe   Kuran DinLe  NaMaz SureLeri KLip İzLe Arama

..www.iLahi.Be... Türkiye'nin 1 numaraLi ilahi Dinleme sitesine hoşgeLdiniZ......

iLahiLer

   Ana Sayfa
   isLami Sohbet
  iLahi Sözleri
  2012 Mp3 iLahiler
  abdurrahman önül 2012
  ali ercan iLahiLeri
  Allah(c.c)
  Celaleddin Ada 2012
  cemal kuru klipleri
  Dini Filmler
  Dini BiLgiLer
  Dini Fon Müzikleri
  Dini Hikayeler
  Dini ResimLer
  Dini Sohbetler
  DuaLar
  Dursun Ali Erzincanlı klip
  En guzel siirler
  Ezan DinLe
  Fatih Öztürk iLahiLeri
  Grup 571 ilahileri
  Grup Bahar ilahileri
  Grup Dergah 2012
  güçlü soydemir ilahileri
  Güzel Sözler
  hasan dursun klipleri
  iLahi klipLeri izle
  ilahi Sohbet OdaLari
  islam da Kadın
  islami rüya tabirleri
  Küçük Ahmet iLahileri
  Mehmet Emin Ay kLipLeri
  Mehmet Karakus ilahiLeri
  Metin Kara ilahileri
  Murat Belet
  Mustafa Cihat kLipLeri
  Mustafa Demirci iLahiLeri
  Mustafa Topal ilahileri
  Muzaffer Gürler 2012
  Muziksiz iLahiler Dinle
  Ramazan ilahileri
  Ramazan ve Oruç
  sami yusuf klipleri
  Seçme Mp3 ilahiLer
  Sedat Uçan ilahileri
  senai demirci klipleri
  Ufuk Akın ilahileri
  Yusuf Can ilahileri
  yusuf gurbet ilahileri
  yusuf islam ilahileri
  İletişim
 
sitemap

        

 Kızımı Kime Vereyim?

 

Okunma

185
Merv şehri kâdısının bir kızı vardı. Ülkedeki, ileri gelen zengin, makam ve mevkı sâhibi kimseler bu kızı isteyince hiç birine vermedi. Bu zâtın Mübârek adlı, bağına-bahçesine bakan bir kölesi vardı. Aradan iki ay geçmiş meyveler olgunlaşmış bolluk bereket gelmişti. Efendisi, Mübârek'ten üzüm isteyince, toplayıp geldi. Getirdiği üzüm çok güzel olmasına rağmen henüz olmamıştı, başka üzüm istedi. O da ekşi çıktı. 

Efendisi; 

"Bahçede o kadar üzüm var, niçin böyle üzüm getiriyorsun?" demekten kendini alamadı. 

Mübârek; 

"Efendim! Ekşisini tatlısını bilmiyorum!" diye cevap verdi. 

Bağ sâhibi; 

"Sübhanallah iki aydır bağdasın, daha hangisinin ekşi, hangisinin tatlı olduğunu bilmiyorsun." diye çıkıştı. 

Mübârek onları yemekle değil korumakla vazîfeli olduğunu biliyordu. 

Efendisi; 

"Niçin onlardan yemedin?" deyince; 

"Siz benden bağınızdaki meyvelerin muhâfazasını istediniz. Yeyiniz demeyince alıp yemem uygun olur mu, emrinize karşı gelebilir miyim?" cevâbını verdi. 

Efendisi böyle bir hâdiseyle ilk defâ karşılaşmıştı. Mübârek'in bu hâline hayran kaldı. Güvenebileceği birini bulmuştu. Gerçekten onu ve hâlini çok sevmişti. Kölesine dönerek; "Sana bir şey soracağım." diye söze başladı. Sonra; "Benim bir kızım var, malı makamı yüksek pekçok kimse onu ister. Hangisine vereceğimi ne yapacağımı bilemiyorum. Bu hususda bir fikrin olur mu? Sen ne dersin?" diye sordu. Mübârek, bu söze karşı şöyle dedi: 

"Efendim!.. İnsanlar, dâmâd için; câhiliyye devrinde soya sopa; yahûdîler ve hıristiyanlar güzelliğe, Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem zamânında dindârlığa, Allahü teâlâdan korkup, haramlardan sakınmaya bakarlardı. Zamânımızda ise, mala ve makama bakılıyor. Artık bunlardan dilediğini seç."

Bunun üzerine efendisi: 

"Ben dindarlığı ve takvâyı seçiyorum ve kızımı seninle evlendirmek istiyorum. Çünkü sende haramlardan kaçma, dînine bağlılık, iyi hal, emânet ve güvenilirlik gördüm ve bunları sende buldum." dedi. 

O ise kendisinin köle olduğunu, parayla satıldığını, böyle olunca evlenmelerinin garib karşılanacağını, hem kızın buna râzı olmayacağını bir bir anlattı. Akıl da öyle diyordu. Ancak kâdı kararlı idi. "Kalk eve gidelim." dedi. 

Eve varınca hanımına; 

"Bu sâlih, dindâr, takvâ sâhibi bir köledir. Kızımızı onunla evlendirmek istiyorum, senin fikrin ne?" deyince, hanımı;

"Sen bilirsin, fakat bir de kıza soralım." cevabını verdi. 

Anne durumu kıza açıp babasının niyetini söyleyince, kızı da bu hususta her şeyi anne ve babasına bıraktığını bildirdi. Kadın kızın râzı olduğunu babasına anlatınca nikahları kıyıldı. Fakat Mübârek, kızın yanına gitmiyordu. Bu hâl kırk gün sürdü. Bir vesîle ile anne durumdan haberdâr olunca dayanamadı; 

"Kızımızı kölene verdin, aradan bunca zaman geçtiği halde dönüp yüzüne bile bakmadı, bu yaptığı nedir? Bu nasıl iş?" diye şikâyet ve sitemde bulundu. Bunun üzerine kâdı; 

"Ey Mübârek! Kızıma nâz mı ediyorsun? Niçin yanına gitmiyorsun?" demekten kendini alamadı. Buna karşılık dâmâd: 

"Ey müslümanların kâdısı! Ey efendim! Bu nasıl söz? Sizin kerîmenize nâz etmek ne haddime. Lâkin kâdısınız. Ola ki kızınız şüpheli bir şey yemiştir. Şüpheden uzak olmak için bu zamâna kadar bekledim ve ona helâl yemek yedirdim. Belki Allahü teâlâ bize sâlih bir evlâd verir. Bundan başka bir düşüncem yoktur." dedi. 

Kırk gün geçtikten sonra ehline yaklaştı. Haram ve helâle bu derece dikkat ettiği için Allahü teâlâ ona Abdullah isminde bir çocuk verdi. 
Facebookta Paylaş 
Yeni nick:
Kanal adı:
Sifre:
Sifre ve email:

 

  Yorumlar

 
ARAYU ARAYU


Mustafa Demirci - Ben Yürürem Yane Yane


Mustafa Caymaz - Boyacı Geldi 2012


Seyyid Veysel Ekinci - Pirim Seydam


Mahmut işık - Nazar


2012 En Güzel Regaib Kandil E Kartları


2012 Regaip Kandiliniz Mübarek Olsun


2012 Nihat hatipoğlu - Regaib Kandili Duası


Regaib Kandili Mesajları 2012 - Regaip Kandili Kutlu Olsun


Regaip Kandili Duası 2012


iLahi.Be Arama motorlarında - ilahi dinle - ilahiler dinle - ilahi dinleyin - ilahisi dinleyin - Güncel ilahileri Online Dinle - ilahi dinle - Mp3 ilahiLer - ilahi indir - namaz sureleri - bedava ilahi dinle - Müziksiz ilahiler - ilahi klipleri - ilahi dinleme gibi bir cok aramaya onculuk etmektedir

ilahi dinle  |  ilahiler  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  iLaHi DiNLE ilahiler Dinle  |  ilahi Dinle  |  dini sohbet islami chat Dini sohbet islami sohbet  | 

Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır iLahi.Be

Desing By eFe