Ana Sayfa EzaN DiNLe  iLahiLer DinLe   Kuran DinLe  NaMaz SureLeri KLip İzLe Arama

..www.iLahi.Be... Türkiye'nin 1 numaraLi ilahi Dinleme sitesine hoşgeLdiniZ......

iLahiLer

   Ana Sayfa
   isLami Sohbet
  Facebook Duvar Yazıları
  iLahi Sözleri
  Kuran-ı Kerim Dinle
  abdurrahman önül 2012
  ali ercan iLahiLeri
  Allah(c.c)
  Celaleddin Ada 2012
  cemal kuru klipleri
  Çocuk ilahileri
  Dini Filmler
  Dini BiLgiLer
  Dini Hikayeler
  Dini ResimLer
  Dini Sohbetler
  DuaLar
  Dursun Ali Erzincanlı klip
  En guzel siirler
  Ezan DinLe
  Fatih Öztürk iLahiLeri
  Grup 571 ilahileri
  Grup Bahar ilahileri
  güçlü soydemir ilahileri
  Güzel Sözler
  hasan dursun klipleri
  iLahi klipLeri izle
  ilahi Sohbet OdaLari
  islam da Kadın
  islami rüya tabirleri
  Küçük Ahmet iLahileri
  Mehmet Emin Ay kLipLeri
  Mehmet Karakus ilahiLeri
  Metin Kara ilahileri
  Mustafa Cihat kLipLeri
  Mustafa Demirci iLahiLeri
  Mustafa Topal ilahileri
  Muziksiz iLahiler Dinle
  Namaz ilahileri
  Ramazan ilahileri
  Ramazan ve Oruç
  sami yusuf klipleri
  Seçme Mp3 ilahiLer
  Sedat Uçan ilahileri
  senai demirci klipleri
  Ufuk Akın ilahileri
  Yemek tarifleri
  Yusuf Can ilahileri
  yusuf gurbet ilahileri
  yusuf islam ilahileri
  İletişim
 
       sitemap

        

 Berat Kağıdı

 

Okunma

338
Abdullah-ı Rûmî, bir sohbetinde Ebülleys-i Semerkandî'den naklen şöyle anlattı:

Bir târihte Bağdât'ta, zenginler hacca gidiyorlardı. Peygamber efendimizin aşkıyla yanan bir fakîr de, o sene hacca gitmeye niyet etti ve hac kâfilesiyle yola çıktı. Kâfile hareket etmeden önce, herkes eşi-dostu ile helâllaştı.

Şehir dışına çıkıldığında, zenginlerden biri bir fakîrin de hacca gittiğini görünce;

"Bineğin yok, azığın yok. Sen hacca nasıl gideceksin? Bâri cebinde birkaç bin altının var mıdır?" diye alay etti.

Fakîr, bu zenginin alaylı sorusuna çok üzüldü ve;

"Allahü teâlâ ne güzel vekîldir. Mahlûkâtın rızkını o vermektedir. Hepimiz O'nun verdiklerini yiyoruz." diyerek, zenginin bulunduğu yerden mahzûn bir şekilde ayrıldı. Hac vazîfelerini yapana kadar da o zengine hiç görünmedi. Herkes Mekke-i mükerremeden, Medîne-i münevvereye yola çıktıkları zaman, o zengin, fakîri sağ sâlim tekrar karşısında görünce hayret etti ve;

"Komşu, sen de buraya kadar gelip hac vazîfeni yapabildin mi?" diye sormaktan kendini alamadı.

Fakîr de;

"Allahü teâlâya sonsuz hamdü senâlar olsun. Yüzümüzün karasına bakmayıp, bu mübârek makâmı ziyâret etmeyi nasîb etti. Geldim, Beyt-i şerîfi tavaf ettim. Sağ sâlim dönüyorum." dedi.

Zengin;

"Hacı efendi! Acabâ sana da berât verdiler mi?" diye sordu.

Fakîr; "Bu ne berâtıdır ki?" dedi.

Zengin;

"Beyt-i şerîfi ziyâret edenlere, Cehennem'den âzâd olduğuna dâir berât kâğıdı verilir." diyerek, koynundan herhangi bir kağıt çıkarıp fakîri aldattı.

Fakîr, berât kâğıdının kendisine verilmediğine çok üzüldü. Derhal geriye dönüp Harem-i şerîfe geldi. İki gözü iki çeşme hâlinde, kanlı yaşlar akıtarak çok inledi. Allahü teâlâya kırık bir gönülle duâlar etmeye, yalvarmaya başladı:

"Ey âlemleri yaratan yüce Rabbim! Sen herşeye kâdirsin, ganî bir pâdişâhsın. İhsânların bütün kullarına her ân yağmaktadır. Cehennem'den âzâd olup orada incinmemeleri için kullarının bâzısına berat vermişsin. Bu fakîr kuluna berât verilmedi. Yoksa bu garîb kulun âzâd olmadı mı?" deyip bayıldı. Baygın hâlde iken, mânâ âleminden yanına bir kimse gelip;

"Ey fakîr! Başını kaldır ve şu berâtını alıp arkadaşlarına yetiş!" diyerek elindekini ona verdi. O ânda fakîr kendine gelerek ayıldı. Elinde, dünyâ kâğıtlarına hiç benzemeyen, yeşil renkli nûrdan yazıları olan ve misk gibi kokan bir berât kâğıdı vardı. Kâğıdı defâlarca öpüp başına koyan fakîrin sevincinden neredeyse aklı gidecekti. Şükür secdesine kapandı. Ömründe hiç görmediği o berâtı, yüzüne ve gözüne sürdü, bağrına bastı ve koynuna sokarak arkadaşlarına yetişmek için hızlı adımlarla yürümeğe başladı. Arkadaşları, geriden fakîrin geldiğini görünce gülüşmeğe başladılar. Yanlarına soluk soluğa gelen fakîre alayla;

"Cehennem'den âzâd olma berâtını alabildin mi?" diye sordular.

Fakîr de koynundan berâtını çıkararak;

"İşte! Rabbimizin ihsânı olan berâtım!" diyerek, misk kokulu berâtını zengine sunuverdi. Herkes yerinde donakalmıştı. Berâtı alan zengin, nûrdan yazılarla fakîrin Cehennem'den âzâd olduğunu okuyunca, aklı başından gidip, atından düştü. Bir süre yerde baygın yatan zengini zor ayılttılar. Kendine gelen zengin, kâğıdı öpmeye, misk kokusunu koklamağa başladı. Kendi kendine de; "Vâh, vâh benim boşa geçen ömrüme! Keşke ben de bu fakîr gibi sâdık bir fakîr olsa idim. Onun kavuştuğu bu saâdete ben de kavuşsaydım. Bu fakîr, sadâkati sebebiyle bu mertebelere ulaştı. Ben ise zenginliğim sebebiyle gurûra kapıldım ve bundan mahrûm oldum. Bütün malımı versem, bu kâğıttakilerin bir noktasını alamam" diyerek âh eyledi. Gözlerinden kanlı yaşlar döktü.

Fakîr;

"Hacı efendi! Berâtım sende kalsın. Sakla. Ben öldüğüm zaman kefenimin arasına koyun da kabrimde suâl meleklerine onu göstereyim." dedi.

Hacı efendi berâtı büyük bir îtinâ ile koynuna koydu. Uzun yolculuktan sonra evlerine ulaştılar. Zengin olan hacı, berâtı sandığına koydu. Aradan günler geçti. Zengin, ticâret için başka memlekete gittiğinde, fakir vefât etti. Yıkayıp kefenlediler, fakat berâtını bulup kefenin içine koyamadılar. Fakîrin cenâzesini kabre defnettiler. Ancak birkaç ay geçtikten sonra, zengin ticâretinden döndü. Fakîri sorduğunda; "Sizlere ömür! Sen gittikten sonra vefât etti." dediler.

Zenginin sanki dünyâsı başına yıkıldı. Çok ağladı ve;

"O zavallının bende pek kıymetli bir emâneti vardı. Onu yerine getiremedim. Böylece vasiyetini yapamamış oldum. O âhirete göçtü, berâtı ise bende kaldı. Berâtını yanına koyamadım." dedi. Hemen sandığın yanına varıp ağzını açtı. Fakat berâtı koyduğu yerde bulamadı. Tekrar tekrar aramasına rağmen yine bulamadı. "Kabrine gidip bakayım. Belki, birisi beratı alıp ona vermiştir." dedi.

Kazma kürek alarak kabre gitti. Mezarını açmak istedi. O anda;

"Kabri açma! Biz ona o berâtı verdik, dışarıda bırakmadık!" diyen bir ses işitti. Nereden geldiği belli olmayan bu ses karşısında zengin, düşüp bayıldı. Mânâ âleminde fakîri gördü.

Fakîr;

"Ey hacı efendi! Allahü teâlâ sana selâmet versin. O berât bana verildi. Hamdolsun. Münker ve Nekîr meleklerine gösterdim. Onu görünce sorgu suâl bile etmediler. Bu berâtı almama hacdan dönerken sen sebeb olmuştun. Cenâb-ı Hak senden râzı olsun." deyip kayboldu. Zengin ayıldığında, doğru evine gidip, fakir için hatimler okuttu. Yemekler pişirtip, yetimleri, fakirleri doyurdu."

Facebookta Paylaş 
Yeni nick:
Kanal adı:
Sifre:
Sifre ve email:

 

  Yorumlar

 
Ertuğrul Erkişi - Sarmaşık Çiçeği


Karınca ile Hz.Süleyman (a.s.)


Yilmaz Kilic - Ümmetlerim


Bilal Kavçakar - Ya Rasulallah


Celaleddin Ada - Can Ahmedim


2012 Kani Karaca - Mevlüt ilahileri


2012 Mevlid Kandili


2012 Mevlid-i şerif dinle


Mevlid Kandili - Vaaz


Osman Yüksel Bey - Mevlid Kandili


iLahi.Be Arama motorlarında - ilahi dinle - ilahiler dinle - ilahi dinleyin - ilahisi dinleyin - Güncel ilahileri Online Dinle - ilahi dinle - Mp3 ilahiLer - ilahi indir - namaz sureleri - bedava ilahi dinle - Müziksiz ilahiler - ilahi klipleri - ilahi dinleme gibi bir cok aramaya onculuk etmektedir

ilahiler  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  iLaHi DiNLE ilahiler Dinle  |  ilahi Dinle  |  dini sohbet islami chat Dini sohbet islami sohbet  | 

Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır iLahi.Be

Desing By eFe